27.08.2010

avuntu | türkan saylan üzerine...



kendisi ruhuna sinen bir rehavet ve kasvetle yaşamış, böylelikle her günün beş vakti bir bardak soğuk suya şaşkınlığını, öfkesini yüklemiş cumhuriyetin tipik bilim kadınlarındandır. kardelenlerin, yani bu aptal yığınlar gibi olmamak üzere, modern tekniklerle yetiştirilen ve dahi kıç baş açmakla övünebilecek ve kendi inançlarını yaşayanlara inançlarının aslında ne olması gerektiğini salık verecek kadar ilerici, başkalarına yalnızca kendilerinin sınırlarını çizdikleri, tanımladıkları ve izin verdikleri kadar özgürlük hakkı tanımaya cüret edebilecek kadar küstah, yerli ve yerinde olan her ne varsa hepsine karşı savaşmayı vazife bilen, sünepe beyinli halka rağmen halkçı, onlar adına onların kafalarının basmadığı iyilikler arzulayan, hep bilen, çok bilen, sürekli bilen çağdaş yaşamı destekleyen kızların annesi... yani kendisini ne kadar ululasak da destanlaştıramayız, zira hepi topu kafası ikna odalarının metrekaresi kadar büyüklüktedir. bu türkan bir, işte nur iki...

şimdilerde bu hanımın ilme, bilime adanmış (!) hayatını konu edinen bir dizi gündemde... acaba senaryo nasıl olacak? yani üniversitelere alınmamış, inandıkları için inanmamak üzere ikna edilmeye çalışılmış, kendileri gibi soysuz, ucube, allah düşmanı olmaları için çok uğraşılmış, becerilemeyince üzerlerine ebu cehillerin öfkesi kusulmuş binlerce başörtülü öğrencinin gözlerinin içine baka baka, utanmadan, türkanın ne denli eğitim gönüllüsü olduğunu mu anlatacaklar? sanki ikna odaları hiç kurulmamış gibi, kameralar önünde kızların başörtüleri domuz suratlı eblehler tarafından çekilip yırtılmamış gibi, bu kızıl suratlı, siyah benekli hidayet öncesi Hind azgınlığındaki kadının kızların okuması için nasıl kendini feda ettiğini filan mı gösterecekler bize? kimine 'haydi kızlar okula' diyen, kimine 'haydi sizi örümcekler evinize' diyen bu ikiyüzlü profesörün nasıl eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik, çağdaş, ultra modern ve dahi süperkulade vicdanlı bla bla bla olduğunu mu söyleyecekler? bir orkestra şefinin adının muhammed olduğunu duyduğu zaman cinleri tepesine çıkan, çocukların sıra üzerlerinde namaz kılmaları değil, bale yapmaları gerektiğinin propagandasını yapacak kadar aklı bir karış havada olan bu siyah deri beyaz maskeli batılı güzel (!) kadının ne kadar bu toprakların insanı olduğundan mı dem vuracaklar yoksa? yuf bunlara... sahi ne anlatacak bu adamlar? anlatılacak nesi var bu kadının? zor iş vallahi... iyi cesaret...

zannediyorum dizi bir avuntu olacak türkanın taraftarları için. hani kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur ya, o hesap. badem gözlü, sırma saçlı yapacaklar yani. oysa biz ne körlüklerini gördük onun. hem kelliğini de biliyoruz. iyi biliriz kör olduğunu da.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder