24.06.2010

anayasalarda ve değişiklik önerilerinde AYM ve HSYK | mustafa şentop



Anayasa değişikliği paketinin içinde yer alan Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısına dair hükümler, diğerlerini gölgede bırakarak tartışmaların ana gündemi haline gelmiştir. Gerçekten de 27 maddelik değişiklik paketinin kilit noktası, bu iki konudaki yapısal değişiklik önerileridir.
Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısının değiştirilmesine karşı çıkanlar, bir bütün olarak değişikliğin yargı bağımsızlığı bakımından bir “geriye gidiş” olduğu iddiasındadırlar. Bu iddia tartışılmaktadır ancak özellikle “geriye gidiş” iddiasının sahipleri, değişiklik paketi üzerinde somut bir tartışma sürdürmek yerine, soyut ve slogan düzeyinde ifade ve açıklamalarla kamuoyunun önüne çıkmaktadırlar.
Uzun zamandır yaşanan sorunların temelinde Anayasa’nın ve bu Anayasa ile benimsenen paradigmanın çok büyük bir payı vardır. Anayasa’nın insan, devlet, hak ve hukuk anlayışı Türkiye’yi kavrayacak bir perspektiften mahrumdur; devleti milletine karşı korumaya çalışan bir zihniyet dünyasının mahsulüdür. Kaldı ki, Anayasa, yine Anayasa’ya göre, sadece “söz”ünden ibaret değildir; bir de “ruh”a maliktir. Uzun zamandır farklı kesimlerce dile getirilen, hukuk kurallarında yapılan pek çok değişikliğin uygulamaya yansımadığı şeklindeki değerlendirmeler, Anayasa’nın ortaya koyduğu paradigmayı tam olarak anlayamamaktan kaynaklanmaktadır. Anayasa’da yapılacak kısmi değişikliklerin, mevcut “ruh” korunduğu sürece beklendiği kadar ciddi etkileri olmayacaktır. Türkiye’nin gerçek ihtiyacı topyekûn bir anayasa değişikliğidir. Ancak böyle bir değişikliğin önünde ciddi bir engel vardır: Başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere yüksek yargı. Mevcut Anayasa ile oluşturulmuş hukuk düzeni, yüksek yargıya, hukuk kurallarını yorumlamada keyfiliğe varacak derecede bir imkân sunmaktadır.

Yaşanan tecrübeler göstermiştir ki, Anayasa’nın bir bütün olarak değiştirilmesi için bir alt yapıya ihtiyaç vardır. Bu sebeple hem bir bütün olarak Anayasa değişikliğinin önünü açmak hem de Anayasa’nın doğru bir şekilde yorumlanmasını sağlamak için, prensip olarak, yargı reformunu içeren bir anayasa değişikliğiyle işe başlamak doğru bir tercihtir. Bununla birlikte, konuyu bu çerçevede ele almak çok önemlidir; yoksa yapılan bu kısmi değişiklikleri Türkiye’nin Anayasa’dan kaynaklanan devasa sorunlarının çözümü için yeterli bulmak, kısmi değişiklikleri “yeni sivil demokratik anayasa” hedefinin yerine koymak ciddi bir tehlike içerecektir. Unutmayalım; yapılan değişiklikler yeni anayasa hedefinin önünü açtığı oranda Türkiye’ye mesafe kazandıracaktır.
SETA Analiz, No. 23, Haziran 2010 [yazının tamamı...]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder