
kırgızistan'da yaşanan olayların arkasında elbette yoksulluk, etnik sorunlar vs. yok. bu sorunlar her zaman olduğu gibi bahanelere tapanların dünyanın gözüne soktuğu kılıflardır. görüyoruz ve biliyoruz; amerika, rusya, çin gibi belirli 'güçler' dünyayı kendi çiftlikleri haline getirebilmek için her türlü 'kadife' ve 'karşı' girişimde bulunuyorlar. 'üzerinde koca bir dünya haritasının bulunduğu' masalarında yaptıkları üs, piyasa, jeopolitik vs. hesaplarını büyük bir ustalıkla sebep-sonuç ilişkilerinin arkasına gizleyebiliyorlar; "özbekler çok müreffeh yaşıyorlar. buna artık tahammül edemeyen yoksul kırgızların işi bu". bleh, bleh, bleh...
"Avrasya'nın stratejik noktalarından Bişkek'in çevresinde Manas Amerikan askeri üssü ve Kant Rus askeri üssü bulunuyor. Financial Times gazetesinin iddiasına göre geçici yönetimin Dışişleri Bakanı Ruslan Kazakpayev, Kırgızistan'daki ABD üssünün durumunu gözden geçirebileceklerini söyledi. Rusya kendi nüfuz alanı içinde gördüğü Kırgızistan'da ABD üssü istemediğinden, üssün kapatılması karşılığında geçici hükümete Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü bünyesinde barış gücü desteği sağlayacak. Özellikle insani yardımların zor durumda olanlara ulaştırılması için de Rusya ile ortak çalışma yürütülmesi planlanıyor." [kırgızistan'daki son durum nedir?]
siz hala bütün sonuçların birer 'doğal sebebi' olduğuna inanıyor musunuz? eğer öyleyse sizin için ibrahim karagül'ün 15 haziran 2010, salı tarihli yenişafak'taki yazısından bir bölümü alıntılıyorum:
"Fergana bölgesindeki huzursuzluk, bu katliamla sınırlı kalmayabilir. Bölgedeki bütün ülkeleri istikrarsızlaştırabilir hatta savaşa sürükleyebilir. ABD, Rusya ve Çin arasında yoğunlaşan güç mücadelesi, son örnekle gördüğümüz gibi bütün Orta Asya'yı tehdit eder hale gelmiştir.
Orta Asya'da sınır, kaynak ve etnik gerilimlere dayanan savaşlar henüz yaşanmadı. Er geç bölgede bu gerekçelere bağlı olarak çatışmalar bekleniyordu. Çok hassas, çok kırılgan olan etnik dengelerle böylesine acımasızca oynayanlar, bu ülkeleri birer garnizon devlete dönüştürmeye çalışıyor.
Bölgenin en sakin ülkesini kanlı bir iç savaşa ve darbelere sürükleyen şey, sadece ülkenin yoksulluğu, liderlik sorunu ya da etnik huzursuzluğu değil. Lale Devrimi'nden bu yana sürekli bir yerlere savrulan Kırgızistan, şimdi bütün Orta Asya'yı ateşe atacak bir tehlike haline dönüştürüldü. ABD ve Rus askeri üsleri arasındaki rekabet, rejimi/yönetimi de mevsimden mevsime değiştirir oldu.
Afganistan merkezli istila hareketi bir yandan Pakistan'ı iç savaşa sürüklerken diğer yanda Orta Asya'ya doğru genişliyor. Bu genişlemenin nerelere uzanacağını kestirmek çok güç. Ama öyle görünüyor ki; Fergana Vadisi, küresel kırılmanın ve güç mücadelesinin en keskin en kanlı merkezlerinden biri haline gelecek. Buradaki kriz sadece Özbekistan'ı, Kırgızistan'ı ve Tacikistan'ı değil, Orta Asya'dan Güney Asya'ya kadar bütün bölgeyi sarsıcı etkiler gösterecek.
Küçük ülkedeki büyük güç mücadelesiyle ilgili başka ayrıntılar da verelim. Kırgızistan'daki ABD üssünden ayda 25 bin ABD-NATO askeri transfer ediliyor. Karaçi'den Afganistan'a ulaşan lojistik hattı, ağır saldırılar yüzünden işlemez hale gelirken bu bölge ABD ve NATO güçleri için daha fazla öne çıktı.
Kırgızistan, Afganistan eroininin Asya pazarlarına ulaştırılmasında kritik bir güzergaha dönüştü. Özellikle Oş kenti, yani Kırgızisbtan'ın güney başkenti, büyük eroin güzergahının ana istasyonlarından biri. Kaosun en önemli sebeplerinden biri bu ticaret!
ABD'nin Afganistan'ı işgalinden sonraki beş yıl içinde, afyon üretimi olağanüstü bir artış gösterdi. Ağustos 2007'deki BM verilerine göre neredeyse bir milyon hektar alanda afyon üretimi yapılır olmuştu. İşgal sırasında 185 ton üretim varken bugün bu rakam 8 bin 200 tona çıktı. Bu, dünya genelindeki afyon üretiminin yüzde 93'üne tekabül ediyor. Rus Federal Narkotik Servisi, Afganistan'da bugünkü afyon üretiminin mali karşılığının yaklaşık 64 milyar dolar olduğunu, çok az bir miktar dışında bu paranın küresel uyuşturucu mafyasının kontrolünde olduğunu açıkladı. Jeopolitik gerekçelerin dışında işgalin nasıl bir endüstri oluşturduğu ortada değil mi? Peki bu pastayı kimler paylaşıyor acaba? "Mafya" tanımını biraz geniş yapmakta fayda var. Uyuşturucu pazarı sadece Afganistan'ı değil, Kırgızistan'ı da hem garnizon devlete hem de nekrotik devlete dönüştürdü.
Şimdi, beş milyon nüfuslu Kırgızistan'daki bir milyon Özbek tehdit altında. Adeta kitlesel kıyım yaşanıyor. On binlerce insan bölgeden kaçıyor. Özbekistan'ın Fergana bölgesindeki şehirlerde, kasabalarda mülteci kampları kuruluyor. Yarın rüzgar tersine döner ve Özbekler Kırgızları katletmeye başlarsa o zaman ne olacak?
Bölgedeki hiçbir ülke, bu tür kanlı çatışmalara sessiz kalamaz. Ortadoğu'yu ateşe verenler, Afganistan-Pakistan'ı yıllardır savaşta tutanlar, kriz haritasını genişletiliyor ve Orta Asya'ya yönlendiriyor.
Kadife devrimleriniz ve karşı devrimleriniz batsın sizin!" [ibrahim karagül]
Orta Asya'da sınır, kaynak ve etnik gerilimlere dayanan savaşlar henüz yaşanmadı. Er geç bölgede bu gerekçelere bağlı olarak çatışmalar bekleniyordu. Çok hassas, çok kırılgan olan etnik dengelerle böylesine acımasızca oynayanlar, bu ülkeleri birer garnizon devlete dönüştürmeye çalışıyor.
Bölgenin en sakin ülkesini kanlı bir iç savaşa ve darbelere sürükleyen şey, sadece ülkenin yoksulluğu, liderlik sorunu ya da etnik huzursuzluğu değil. Lale Devrimi'nden bu yana sürekli bir yerlere savrulan Kırgızistan, şimdi bütün Orta Asya'yı ateşe atacak bir tehlike haline dönüştürüldü. ABD ve Rus askeri üsleri arasındaki rekabet, rejimi/yönetimi de mevsimden mevsime değiştirir oldu.
Afganistan merkezli istila hareketi bir yandan Pakistan'ı iç savaşa sürüklerken diğer yanda Orta Asya'ya doğru genişliyor. Bu genişlemenin nerelere uzanacağını kestirmek çok güç. Ama öyle görünüyor ki; Fergana Vadisi, küresel kırılmanın ve güç mücadelesinin en keskin en kanlı merkezlerinden biri haline gelecek. Buradaki kriz sadece Özbekistan'ı, Kırgızistan'ı ve Tacikistan'ı değil, Orta Asya'dan Güney Asya'ya kadar bütün bölgeyi sarsıcı etkiler gösterecek.
Küçük ülkedeki büyük güç mücadelesiyle ilgili başka ayrıntılar da verelim. Kırgızistan'daki ABD üssünden ayda 25 bin ABD-NATO askeri transfer ediliyor. Karaçi'den Afganistan'a ulaşan lojistik hattı, ağır saldırılar yüzünden işlemez hale gelirken bu bölge ABD ve NATO güçleri için daha fazla öne çıktı.
Kırgızistan, Afganistan eroininin Asya pazarlarına ulaştırılmasında kritik bir güzergaha dönüştü. Özellikle Oş kenti, yani Kırgızisbtan'ın güney başkenti, büyük eroin güzergahının ana istasyonlarından biri. Kaosun en önemli sebeplerinden biri bu ticaret!
ABD'nin Afganistan'ı işgalinden sonraki beş yıl içinde, afyon üretimi olağanüstü bir artış gösterdi. Ağustos 2007'deki BM verilerine göre neredeyse bir milyon hektar alanda afyon üretimi yapılır olmuştu. İşgal sırasında 185 ton üretim varken bugün bu rakam 8 bin 200 tona çıktı. Bu, dünya genelindeki afyon üretiminin yüzde 93'üne tekabül ediyor. Rus Federal Narkotik Servisi, Afganistan'da bugünkü afyon üretiminin mali karşılığının yaklaşık 64 milyar dolar olduğunu, çok az bir miktar dışında bu paranın küresel uyuşturucu mafyasının kontrolünde olduğunu açıkladı. Jeopolitik gerekçelerin dışında işgalin nasıl bir endüstri oluşturduğu ortada değil mi? Peki bu pastayı kimler paylaşıyor acaba? "Mafya" tanımını biraz geniş yapmakta fayda var. Uyuşturucu pazarı sadece Afganistan'ı değil, Kırgızistan'ı da hem garnizon devlete hem de nekrotik devlete dönüştürdü.
Şimdi, beş milyon nüfuslu Kırgızistan'daki bir milyon Özbek tehdit altında. Adeta kitlesel kıyım yaşanıyor. On binlerce insan bölgeden kaçıyor. Özbekistan'ın Fergana bölgesindeki şehirlerde, kasabalarda mülteci kampları kuruluyor. Yarın rüzgar tersine döner ve Özbekler Kırgızları katletmeye başlarsa o zaman ne olacak?
Bölgedeki hiçbir ülke, bu tür kanlı çatışmalara sessiz kalamaz. Ortadoğu'yu ateşe verenler, Afganistan-Pakistan'ı yıllardır savaşta tutanlar, kriz haritasını genişletiliyor ve Orta Asya'ya yönlendiriyor.
Kadife devrimleriniz ve karşı devrimleriniz batsın sizin!" [ibrahim karagül]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder