
M.S. 64 yılında, yaklaşık bir hafta sürdüğü iddia edilen yangının Roma şehrinin büyük bir kısmının yanmasına sebep olduğu söylenir. Bu öyle bir yangındır ki ‘taş duvarları olmayan ahşap evlerde oturanlar’ın sığınaklarının/evlerinin kül olmasına ve büyükçe bir arazinin düzleşmesine/açılmasına/boşalmasına sebebiyet vermiştir. Ortaya çıkan bu yeni araziyi Nero üzerine Domus Aurea (Altın Ev) adı verilen bir saray inşa ettirerek değerlendirmiştir. Aynı zamanda yeni romanın inşasında söz konusu yangın bir milat olmuştur. Yani Nero “yeni bir Roma ve saray (mabet)” inşası için gözünü kırpmadan Roma’yı yakabilmiştir.
Görüyoruz ki 1948’den beri de israil çetesi ‘kendi Romasını’ inşa edebilmek için gözünü kırpmadan ‘taş duvarları olmayan ahşap evler’i yakmaktadır. Amaç, ‘düzleşmiş bir araziye’ sahip olup çevreye gereken düzen verildikten sonra Kubbet-üs Sahra ve Mescid-i Aksa’nın altında olduğu iddia edilen Süleyman tapınağını yeniden ‘inşa’ etmektir. Nero’nun Roma’nın küle dönüşünü seyrederken lir çalıp çalmadığını tam olarak bilemiyoruz, ancak Filistin’in dört bir yanına, taşlarını kanla sulayarak büyüttükleri duvarlar ören israilli Nero’ların şofar çaldıklarını biliyoruz.
Mavi Marmara gemisinin Gazze’ye doğru yola çıkması ve söz konusu melun müdahalenin gerçekleşmesi israil çetesinin İran’a yönelik başlatacağı kapsamlı ve yıkıcı savaşı erteletmiştir. Bu kadar önemli ve hassas bir eylemdi bu. Yani yalnızca dünyanın dikkatini Gazze’ye çekmekle kalmamış, aynı zamanda israil köpeklerinin başlatacağı yeni bir yangını daha erteletmiştir. Baskından iki gün önceki gazeteler incelendiğinde israilin nükleer başlıklı füzelerle donattığı üç denizaltısını İran karasularına yakın yerlerde konuşlandırdığı okunabilir. Şimdilerde bir anda BMnin söz konusu baskını öteleyip, Türkiye ve Brezilya dışında elbirliği ile İran’ı uyarmaları, gerçekleşen zaman kaybını bir an önce telafiye koyulduklarını açıkça gösteriyor.
Aslında 1948’de israilin Mısır, Suriye ve Ürdün’le girdiği savaşta bizler de “de facto” olmasa da “de jure” olarak taraftık. Daha doğrusu o zamandan beridir bu savaşın içerisindeyiz. Bugün ortadoğu’da çizilen yeni planlar ve sınırlar bazı ahmaklar tarafından henüz bizim uzağımızda sanılsa da bu yeni şekillendirmenin bir şekilde içinde yer aldığımızı anlamaları sanırım çok geç olacak. Ortadoğu’nun yeni haritasının çizimi bitmek üzere… Biz tüm olup bitenlerin ortasındayız. Ve fakat değilmişiz gibi davrananlar var. Bizim burnumuzun dibinde olup bitenler bizleri “ilgilendirmiyorken” amerika’yı, rusya’yı, ingiltere’yi ilgilendirebiliyor. Bizi savaşa mı sokuyorsunuz diyenler aptallardır. Eğer hala bu savaşın içerisinde değilsek, neresindeyiz?
Yani düşünsenize, Mavi Marmara’da her şey dünyanın gözleri önünde olup biterken dahi hala birileri çıkıp aptal saptal açıklamalar yapabiliyor ve buna verilen tepkileri de başkaları ‘provoke’ olarak değerlendirebiliyorlar. Ya bu görüntüler de elimizde olmasaydı o zaman bu herifleri kim tutardı? Bu adamların akılları gözlerinin ucunda bile değilse, Allah aşkına nerededir? Belki de cumhuriyet geçmişimizde bugüne değin bu kadar önemli, dengeleri sarsan ve yeni ve mükemmel bir hareket alanı açan böylesi bir sivil eylem olmadı. Müslümanların izzeti bu eylemi gururla taşımakta değilse, nerededir; Pensilvanya’da mı?
Her stratejik durumu bahane ederek yepyeni showlarla karşımıza çıkan bir hocamız var. Allah onu ıslah etsin. Unutulmamalıdır ki aynı duygu ve düşünceyi taşıyanları değil, aksine Gazze’yi israilin şehri ilan edenleri, İHH’yı neredeyse terörist bir siyasi provakatör olarak değerlendirenleri, israil terör çetesinin meşruiyetini otorite olarak tanıyanları lanetle kınıyoruz. Yani İHH’nın izzetli bir iş yaptığını düşünmeyenleri, yani aynı duygu ve düşünceleri paylaşmayanları kınıyoruz. İzzetsiz ve onursuzca Müslümanlara çelme takanlar, siyonist yavşaklara demeçler verenler bunun hesabını nasıl verecekler? Bu nasıl bir utanmazlıktır ki, bizi provoke etmekle, ihtilaf çıkarmakla, fitne çıkarmakla, bölücülük yapmakla, birliğe köstek olmakla suçlayanlar en başta kendileri birliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz bütün zamanlarda bize çelme takmışlardır. Bölünmeyelim diyenler bölmüş, dağılmayalım diyenler dağıtmıştır. Tıpkı özgürlük götürenlerin esaret çoğaltmaları gibi... Bugün en büyük nifak tohumunu fg ciler ekmektedir. Ektiklerini toplayacaklardır.
İHH izzetli bir iş yapmıştır. Bu izzet bazılarına fazla gelebilir! Bu izzeti pasifize etmeye dönük, basitleştiren, sorgulayan, anlamsızlaştıran, yok sayan, göğsünü gere gere var olmasına müsaade etmeyen, onunla gurur duymayan, bu gururu her seferinde rencide eden ve her seferinde ahmaklığını perdelerin, pederlerin, kerametlerin arkasına gizleyen her eylem, her söz ve her kişinin canı cehenneme…
Kimse Yok Mu Derneği Genel Başkanı Özkara, “Biz 2006’dan beri Filistin’e yardım götürüyoruz. Bu süreçte İsrail’le hiçbir diplomatik sıkıntı yaşamadık. Çünkü usulümüz prosedürlere uygun ve meşrudur” diyor. [röportajın tamamı]
Bu demeç açıkça ne anlama geliyor hala mı anlamıyorsunuz sevgili 'kardeşler'! Nasıl bu dili sahiplenirsiniz, nasıl rahatsız olmazsınız? Nasıl ‘aslında şahsi olarak gemidekilerin yanındayım, ama…..’ dersiniz. Şahsınızla fikrinizi ayırmayı nasıl başarıyorsunuz? Bu kadar mı körsünüz, basiretiniz bağlanmış, kalbiniz mühürlenmiş? Cemaatinizin çıkarları ümmetin çıkarlarının bu kadar mı önünde? Mesela kimse yok mu derneği başkanının bu demecinin anlamı “aslında amacınız gerçekten barışçılsa ve sivil bir inisiyatif kullanıyorsanız israil size zorluk çıkarmaz. İstediğiniz gibi yardım götürürsünüz. israil gerçekten barışçıl olanları engellemiyor” demektir. Yani “İHH gemisi sivil bir inisiyatif kullanmadığı, siyasi davrandığı, politize olduğu ve barışçıl bir amaç taşımadığı için müdahaleye uğramıştır. Aslında israil son derece barışçıl ve uyumludur. Yeter ki onların prosedürlerine uyun. İHH’nın amacı Gazze’ye yardım götürmek olsaydı götürebilirdi. Bakın biz 2006’dan beri herhangi bir sıkıntı yaşamadan götürüyoruz. Demek ki İHH’nın amacı yardım götürmek değil” demektir. Tekrarlıyorum; BU DİL MOSSAD PROPAGANDASINA SOYSUZCA, AŞAĞILIKÇA, ŞEREFSİZCE VERİLEN BİR DESTEKTİR. BİLEREK VERİLİYORSA İHANET, BİLMEDEN VERİLİYORSA GAFLETTİR. PROSEDÜR DENEN, OTORİTE DENEN ŞEY israil KÖPEKLERİNİN MEŞRUİYETİNİ KATMERLEMEKTİR, KARASULARINI KAFALARINA GÖRE 68 MİLE ÇIKARIP, GEMİYE 80 MİLDE, YANİ KENDİ KOYDUKLARI KURALA DAHİ UYMAYARAK MÜDAHALE ETMELERİNE ARKA ÇIKMAKTIR. ELLERİNDE SAPAN OLANLARIN İZZETİNİ 19 YAŞINDAKİ BİR GENCE 5 KURŞUN SIKAN PİÇLERİN POSTALLARINA EZDİRMEKTİR. AYIP BİLE OLAMAYACAK KADAR REZİLCE, GÜNAH BİLE OLAMAYACAK KADAR BEDBAHTÇADIR. GAZZE, RAMALLAH, DARFUR, MORO, SREBRENİTSA, PATANİ, BEYRUT… TÜM MAZLUMLARIN MASUMİYETİNE SÜRÜLEN BİR LEKEDİR. BİR YANAĞINA VURANA ÖBÜR YANAĞINI ÇEVİR DİYEN MASONİK ÖĞRETİNİN ZEHRİDİR. DİYALOGÇU FAŞİST BİR DİLDİR. HİÇBİR MÜSLÜMAN BU DİLİ, BU TALİHSİZLİĞİ TASVİP ETMEMELİ. EDEMEZ.
Ümmetin taş duvarları parçalanmış, yıkılmıştır. Evlerimizin mahremiyeti ihlal edilmiş, tüm sırlarımız ifşa edilmiştir. Aramızdan fitneciler seçilmiş ve büyütülmüşlerdir. Bu ayrık otları sebebiyle ahşap evler dahi inşa edilemiyor. Ve şimdi, birer birer taş duvarları olmayan tüm ahşap evlerimiz yakılmaktadır; gerek içimizden birilerinin tutuşturduğu ateşle, gerek onların ellerine bu ateşi veren Nero’ların fitiliyle… Şimdi tüm kardeşlerimiz nerede duruyor olduklarını şu soruya verecekleri cevapla görsünler; ikinci gemi yola çıksın mı?
Son bir şey daha… Çok yakın bir zamanda israil İran’ı vuracak. Bugün neredeyse İHH’yı aşağılık siyonist propagandayı yutarak ya da sahiplenerek ameliyat masasına yatıranlar, İran vurulunca ne yapacaklar? israil’in yıllardır saçtığı herzeleri unutmuş gibi yapanlar, görmezden gelenler bu yavşaklığı yapmaya da hakkının olduğunu mu düşünecekler? Bence tüm soysuzların ortak kanaati şu olacak; “İran da kaşınıyordu zaten. Ne var kardeşim, BM kontrolüne açsana şu nükleer faaliyetlerini. Adamlar haklı tabi. Burunlarının dibinde nükleer silah dolu bir ülke istemezler.”
Kimse adamların burunlarının dibinde nükleer silah dolu bir ülke istememeye ne kadar hakları var bunu düşünmeyecek. Kimse bunlar kim oluyorlar da her önlerine gelenin neye hakkı olup olmadığına karar verebiliyorlar diye sormayacak. Kimse israil’in, amerika’nın ağzına kadar nükleer silah dolu olduğunu konuşmayacak. Kimse israil’in ve amerika’nın ortak planlarını görmek istemeyecek. Tüm soysuzlar üç maymunu oynayacak. Ve sonuçta İran soktuğumun “uluslar arası kuralları” gereğince suçlu ilan edilecek.
İzzet sahibi olanlar! Ne pahasına olursa olsun konuşun. Size provokatör desinler, ama siz konuşun! Gerçek provokatörlere dikkat edin, ama konuşun. Hakkı söylemekle hamaset yapmayı birbirinden ayırın, ama konuşun. Tüm soysuzlar sizi suçlasın, gurur duyun, konuşun. Tüm mazlumlar bir gün birleşecek ve zalime diz çöktürecek deyin. Size gülsünler. Siz suratlarına tükürün onların. Konuşun ve ayaklanın.
Zalimin sözü zalime, mazlumun sözü mazluma hoş gelir. Unutmayın.
12.06.2010
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder