
türkiye'de kürt meselesi, islamlaşma hadisesi, çıtayı "hak"ka saygılı bir eşiğe yükseltme çabaları sürekli kaşınıyor. bütün provakasyonların bu derece rahat mayalanmasını 'planlayıcılarının' çok zeki olmalarına değil, 'planlananların' bunun farkına varamayacak kadar aptal olmalarına bağlıyorum. bu seviyesiz, cehl-i mürekkep yığın daha çoklarının ekmeğine yağ sürecektir. giderek etik, estetik hiçbir kaygısı olmayan, dünyayı kendi merkezinden yola çıkarak anlamlandıran, dolayısıyla her şeyin yalnızca kendisini ilgilendirdiğini, yalnızca kendisini ilgilendirdiğini zannettiği her şeye de hakkının olduğunu düşünen, "değişmeyen bir merkez"den, "hizaya sokacak bir ölçü/sınır"dan yoksun hale gelen bu yabancısı olduğumuz güruh yüzündendir ki tüm yanlarımızı ve yönlerimizi bir çürümedir almış gidiyor. zihni küflenmemiş hangi kimse bir anayasa değişikliğini, "siyasetin liderleri"nin "it dalaşı"na kendi kaptırarak "hayır oyu vereceğim. çünkü şeriatın gelmesini istemiyorum" diye değerlendirebilir? 'hayır'ın yahut 'evet'in, yani reddetmenin yahut onaylamanın, yani topyekun ilmi bir donanımla hareket edip düşünerek, ölçüp biçip tartıp bir karara ulaşmanın izzeti nasıl bu kadar ayaklar altına alınabilir?
bize aklımızla kalbimizin kesiştiği yerde insan onuruna, izzetine ve fıtratına yaraşır davranışı sergileme kudretini/ kabiliyetini yalnızca islam kazandıracaktır. hem müslümanların hem inanmayanların gerçek kurtuluşu islamdadır. islamcılıkta değil, islamda...
Ps. israil köpek sürüsü 27 temmuz 2010/ salı günü batı nakab'da el-arakib köyündeki tüm evleri yakarak 700 kadar insanı evsiz, açıkta bıraktı. israil zulmü dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi aralıksız ve küstahça devam ediyor. zulme direnmenin dili diğerlerini "ötekileştirmek"ten geçmez. eğer yüreğiniz o kadar genişse ve samimiyseniz kim olursa olsun yer yüzündeki tüm zalimlere karşı, kim olursa olsun yer yüzündeki tüm mazlumlardan yana olursunuz. elbette bunu ancak islamlaşabilenler başarabilirler. her fırsatta "filistin meselesi bizim davamız mı" diyerek oralardaki mazlumları ötekileştiren, zalimi ve mazlumu ayırabilen ve bazı mazlumların tarafını tutup bazı zalimlere daha çok öfke duyabilen bir takım zerzevatın anlamadığı şey şu; bir müslüman için ilk kıblesinin izzetini çiğnetmemekten daha büyük ne olabilir? ancak böyle bir mücadele nasıl olur da bir başka mazlumun öfkesini de sahiplenmez? Yalnızca Müslümanların değil, yalnızca israil çetesinden değil; tüm mazlum insanlığın tüm ceberutlardan ilelebet kurtarılması için dökecek bir kova suyumuz her zaman olacak!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder