27.10.2010

okuma notları - 1


* kişi bir şeyi sürekli nitelik değiştirip tekrar yaparak, yaptığı işle derinlemesine ilgilenmekte, onun hakkındaki düşüncesini olgunlaştırmaktadır. her tekrarda, çalışma kişinin zihninde kök salmaktadır.
* robert burton’a göre “sanatçı”, yalnızlık çeken insan bedeninin kendi üzerinde yaptığı kazıların yol açtığı depresyon riskinin sadece bir örneğidir. Akt. Sennett, Zanaatkâr, s. 91

* sanat/zanaat kendi imalatçısının iç karakterini teşhir ve ifade ettiğinden...

* denis diderot'un “kaderci jacques ve efendisi” gibi kitaplarında toplumsal koşullar ya da kör talih değil de yetersizlik ve yetenek, çöküntünün en öğütücü biçimi olarak ele alınır. yine de bir işe girişmek ve bunun yükümlülüğünü almak için çaba sarf edilmeliydi. bir mektubunda diderot, aptallığın bedelini sadece zenginlerin ödeyebileceği uyarısında bulunur; diğerleri için yetenek bir zorunluluktur, bir seçenek değil. bu yüzden hüner kendi yarışını koşmaktadır. bu ise bir trajedinin özetidir; ancak diderot’un satırlarında, kaybedenler aynı zamanda bir şeyler de kazanabilirler. yanılgıları onları kamçılayabilir; mütevazılık erdemi çok büyük bir acıyla kazanılsa bile, yanılgılar esaslı bir mütevazılığı da öğretebilir. Akt. Sennett, Zanaatkâr, s. 132
* apraksi – beceri kaybı…
afazi – sözcükleri kullanma ya da anlama yetisinin kaybı…

* zanaatkârlar en fazla olgunlaşmış becerileri sayesinde gurur duyarlar. işte bu yüzden basit taklitler yeterli tatmin yaratmaz; becerinin süreç içinde gelişmesi lazımdır. zanaat zamanının yavaşlığı bir tatmin kaynağı olmaya yarar; pratik, bir beceriyi kendine ait kılmanın zeminidir. yavaş zanaat zamanı, ayrıca tefekküre ve muhayyileye de imkân verir; bunu ise çabuk sonuçlar için ittirmek sağlayamaz. olgun demek uzun demektir; bu sayede bir kimse becerinin sürekli sahibi haline gelir. Sennett, Zanaatkâr, s. 385

* ebeveynler olarak dört ve beş yaşına gelen çocukların daha önceden olmayan şekilde can sıkıntısı çektiklerini gözlemlemişizdir; basit oyuncaklar artık onların ilgisini çekmemektedir. psikologlar can sıkıntısının, kendi nesnel dünyaları hakkında daha iyi eleştirmen olmaya başlayan çocukların sorunu olduğunu söylerler. Sennett, Zanaatkâr, s. 355

* maddi bilinç’in (1) birinci kategorisi metamorfoz’dur (2). ikinci kategorisi mevcudiyet’tir (3). üçüncü kategorisi de antropomorfoz’dur (4). yani malzemeler hakkında bilinç kazanmanın üç yolu; a. malzemeyi farklılaştırmak, b. bunlara imza atmak ve c. kendimizle özdeşleştirmek…

* metamorfoz maddi bilinci üç yoldan kışkırtmaktadır: tip formunun içsel evrimi sayesinde; karışım ve sentez hakkındaki akıl yürütmeyle; bir etki alanı değişimi (etki alanındaki kayma) üzerine düşünmeyle… Sennett, Zanaatkâr, s. 172

dipnotlar_
(1) merak elverişli bilinç alanıdır; yani bir nesneyi ilginç kılan şeyin ne olduğu üzerine odaklanma, ne yaptığının bilincinde olma halidir.

(2) başkalaşım, bir işlemle şekil verme, şekli değiştirme...

(3) imalatçı damgası, imzası, yapımcının kendi işaretini koyması, “bunu ben yaptım”, “ben mevcudum. burada bu çalışmadayım” demesi...

(4) insan niteliklerini hammaddeye atfetmek, malzemede keşfedilen erdem, “bu kız çok iyi koşuyor” derken otomobili kastetmek...

1 yorum: